Marsilya’dan Günübirlik Geziler

Marsilya’nın hareketli ve deniz kokan enerjisini sevdim ama kabul edelim; Akdeniz’in tadı biraz da yan yollara sapınca, tren penceresinden değişen manzaraları izleyince çıkıyor. Güzel haber şu ki; Marsilya’da kalıp her gün başka bir masala uyanmak inanılmaz kolay. Bazen yarım saatlik bir tren yolculuğuyla kendinizi fiyort benzeri devasa koyların kıyısında, bazen de birkaç yüzyıl geriye gitmiş gibi hissettiren Roma kalıntılarının arasında bulabiliyorsunuz.

Eğer Marsilya’yı üs yapıp çevreyi keşfetmek istiyorsanız, rotayı çizdim. İşte cebinizde taşımanız gereken en iyi kaçış noktaları:

Cassis: Akdeniz’in Gizli Fiyortları ve Sakin Bir Nefes

Marsilya’nın o gürültülü limanından sonra Cassis’e varmak, adeta kulaklığın gürültü engelleyici modunu açmak gibi. Burası, pembe-turuncu evlerin limana dizildiği, pastel tonlarda küçücük bir balıkçı kasabası. Ama esas olayı arkasındaki doğada gizli: Calanques.

Kireçtaşı kayalıkların arasında saklanmış turkuaz koylar o kadar dik ve görkemli ki, Akdeniz’in ortasında bir fiyort gezisindeymişsiniz hissi veriyor.

Nasıl Bir Gün? Sabah erken saatte limandan kalkan teknelerden birine binip koyları denizden izleyebilirsiniz. Biz Marsilya’dan tekne turu yapınca burada bir daha tercih etmedik. Eğer yürümeyi seviyorsanız, Port-Pin ya da Calanque d’En-Vau’ya giden patikaya vurun kendinizi. Biz maalesef tek başımıza yapmaya güvenemediğimiz için yapmadık. Zamanımız olsaydı tur almayı düşünüyorduk ama yorulmak da istemedik sanırım. Yüzme dahil hiking turu Getyourguide’dan almak isterseniz bu tur yüksek puanlı duruyor.

Cassis’in sadece sokaklarında gezeyim derseniz 1-1,5 saatte bitiyor aslında. Birçok sokak ve liman fotoğrafık. Bir de limandaki minik kafelerden birinde oturup buz gibi bir kadeh yerel Cassis beyaz şarabı ve yemej eşliğinde denizden gelen esintinin tadını çıkarmak isteyebilirsiniz, biz canlılığı görünce aç gitmediğimize üzülmüştük.

Cassis’e Ulaşım: Biz iki kişi Über’ke Marsilya’dan geçtik; 2 kişi olunca fiyat normal kalıyor. Siz bütçenize göre diğer seçenekleri araştırabilirsiniz.

Arles: Van Gogh’un Işığını Ararken

Marsilya’dan trenle kuzeye doğru yaklaşık 50 dakika gittiğinizde ışık değişmeye başlıyor. Arles, adımınızı attığınız an “Ben bu renkleri bir yerden tanıyorum” dedirten bir yer. Çok normal; çünkü Van Gogh en ünlü eserlerini, o meşhur sarı tonlarını tam da bu sokaklarda gezerken tuvaline aktardı.

Arles arena

Sokakların Ruhu: Şehir sanki dev bir açık hava müzesi ama hiç kasıntı değil. Bir yanda 2000 yıllık devasa Roma Amfitiyatrosu (Les Arènes) yükseliyor, diğer yanda Van Gogh’un resmettiği o ünlü Café van Gogh’un sarı tenteleri göze çarpıyor. Sokaklarda iz sürmek, sarı panjurlu evlerin fotoğraflarını çekmek ve gölgede bir espresso içmek için mükemmel bir durak.

Espace Van Gogh

Detaylı Arles rehberim için böyle buyrun.

Nîmes: Fransa’da İtalya Havası

Arles’a kadar gelmişken hemen yanı başındaki Nîmes’e geçmemek olmaz. Nîmes için kısaca “Fransa’nın Roma’sı” diyebilirim. İtalya’ya gitmeden antik dünya atmosferini yaşamak isteyenler için adeta bir zaman makinesi.

Mutlaka Görün: Şehrin tam ortasında duran Arènes de Nîmes, dünyada günümüze kadar en iyi korunmuş Roma arenası olabilir. Nîmes, düzenli parkları, geniş bulvarları ve tarihle iç içe geçmiş modern yaşamıyla insanı yormayan, zarif bir şehir.

Nimes detaylı rehberim içinse böyle buyrun.

Avignon: Surların İçinde Bir Papa Sarayı

Rhône Nehrinin kıyısına kurulu Avignon, heybetli surları ve taş kaplı sokaklarıyla sizi daha şehre girmeden büyülüyor. 14. yüzyılda Papalığın merkezi buraya taşındığı için şehirde inanılmaz bir ihtişam hakim.

Unutulmaz Anlar: Şehrin kalbinde yükselen Gotik Palais des Papes (Papa Sarayı) o kadar devasa ki, terasına çıktığınızda tüm kentin ve nehrin manzarası ayaklarınızın altına seriliyor. Tabii bir de yarısı nehrin ortasında biten meşhur Pont d’Avignon köprüsü var. Sokak aralarındaki minik butikleri ve fırınlardan yükselen taze kruvasan kokularını kaçırmayın.

Avignon yazım burada.

Bonus: “Provence’ın En İyileri” Rotası

Bizim Avignon’da konaklarken yaptığımız Provence’in En İyileri rotası Marsilya’dan da mümkün. Gordes, Roussillon, Fontaine de Vacluse gibi Provence’in küçük kasabalarını Getyourguide’daki bu turda görebiliyorsunuz.

Eğer kendiniz araba tutup yapmak isterseniz de bizim Avignon’dan Getyourguide ile gittiğimiz yerler bu yazımda.