Gaudi’nin Evleri

Casa Batllo ve Casa Mila Gaudi’nin en çok bilinen eserlerinden. Karşılıklı çapraz noktalarda Passeig de Gracia’da bulunan bu evler Barselona’nın en çok ziyaret edilen turistik noktalarından. Ben iki yapıyı da henüz sadece dışından ziyaret ettim, zira giriş fiyatları yüksek. Seyahat zamanından ne kadar önce alırsanız o kadar daha uygun oluyor.

Gaudi’nin evleri Mila ve Battlo ile de bitmiyor. Casa Vicens ve Palau Güell ise turistler tarafından az bilinse de Gaudi hayranlarının çok aşina olduğu yapılar. Bunlar dışında Parc Güell içinde Gaudi’nin Evi ya da Casa Calvet gibi başka yapılar da var. Netflix’te Gölgeler Şehri Gaudi’nin eserlerini temeline alan bu polisiye dizide Gaudi’nin meşhur eserlerini yakından görmüş olursunuz.

Casa Mila (La Pedrera)

Casa Milà (La Pedrera),  1906–1912 yılları arasında inşa edilmiş. Dalgalı taş cephesi nedeniyle “La Pedrera” (Taş Ocağı) adıyla anılıyor. Bu formuyla denizdeki dalgaları da andırıyor.

En dikkat çekici bölümü, bacaları heykel gibi tasarlanmış çatısı, hatta bu çatı Gaudi’nin diğer eserleriyle birlikte Netflix’te Gölgeler Şehri dizisinde de önemli bir yere sahipti.

Gaudí burada doğal havalandırma, ışık boşlukları ve taşıyıcı duvar gerektirmeyen yenilikçi çözümler kullanmış. UNESCO Dünya Mirası listesindedir.

Casa Milà, Gaudí’nin doğayı mimariye dönüştürme anlayışının en cesur örneklerinden biridir.

Casa Mila’nın iç formunu görmek isterseniz kafesine girip bir bakabilirsiniz en azından. Bir de altındaki hediyelik eşyacıda da güzel şeyler olabiliyor.

Bu arada Casa Mila’da hala 2 kadın yaşıyormuş. Öldükten sonra kira sözleşmeleri bitiyormuş, dolayısıyla çocukları burada yaşayamayacakmış.

Ayrıca Passeig de Gracia’da gezerken yerlere de bakmayı unutmayın. Casa Battlo yerleri için yapılan ama Casa Mila’da kullanılan karolarla “Panot Gaudi” süslenmiş. Denizin dibini yansıtan bu karolar deniz yıldızı, salyangoz ve yosunlardan oluşuyor.1997’de Gaudi’yi onurlandırmak için bu karoları geniş yürüyüş yollarına olacak şekilde adapte ediyorlar.

casa mila

Casa Battlo

1904–1906 yıllarında, mevcut bir bina Gaudí tarafından tamamen yeniden tasarlanıyor ve Casa Battlo’ya dönüşüyor. Cephedeki renkli mozaikler ve dalgalı formlar, deniz ve doğa temalarını yansıtıyor yine. Casa Mila’ya göre çok daha renkli. Hatta içini gezecekler için çocuklu ailelerin Casa Battlo’yu tercih etmesi öneriliyor.

Balkonlar genellikle maske ya da kafatası şeklinde yorumlanıyor. Bir de kemiklerden olan bu yapı balıkları hatırlattı bana.  Çatı da çoğu kişi tarafından ejderha sırtına benzetiliyor.

Ejderha benzetmesi de Katalan tarihinde önemli yer tutan azizlerden St George efsanesine dayanıyor. Efsaneye göre St George kılıcıyla ejderhayı öldürüyor ve ejderhanın kanından gül çıkıyor. Çatıdaki ejderha sırtı benzetmesinden başka tam altında gül şeklinde çıkıntı olması, balkonların ejderhanın önceki kurbanlarını yansıtan kafataslarına benzemesi, en tepedeki haç şeklinde bacanın da kılıcı temsil ettiğinin söylenmesi efsaneden esinlenmiş olduğu söylemini destekliyor.

İçine sadece canlı müzik varsa girmemizi önerdi arkadaşlarımız ki yaz aylarında bu şekilde akşamları konserler düzenleniyor. Konser fiyatına müzeyi gezme de dahil.

Casa Vicens

Casa Mila ve Battlo kadar çok bilinmese de aslında Gaudi’nin ilk büyük eseri Cassa Vicens. O yüzden alıştığımız dalgalı formlar yerine daha keskin çizgiler, ama bir o kadar da cesur renkler var. Cephedeki seramikler, palmiyeler, çiçek motifleri… Sanki bir ev değil de mimarın defterinden fırlamış desenli bir sayfa. Renkli seramiklerle süslü, Mudejar ve Doğu etkileri taşıyor.

1883-85 yılları arasında Manel Vicens için yapılıyor. 130 yıl özel mülk olarak kullanıldıktan sonra 2017’de halka açılıyor. Bu arada bu eve başladığı yıl Gaudi’nin aynı zamanda La Sagrada Familia üzerinde de çalışmaya başladığı yıl. Casa Mila’nın da son eseri olduğunu düşünürsek aralarındaki farkı gözlemlemek dışardan bile çok çarpıcı.

Yine ücretli olarak ziyaret edilebiliyor. Kalabalık ikonlar kadar bilinmediği için daha sakin, daha kişisel bir deneyim sunuyor. Gaudí’yi “daha yolun başındayken” görmek isteyenler için Casa Vicens, tam anlamıyla gizli bir başlangıç noktası.

Palau Güell

Palau Güell, Gaudí’nin Barselona’daki en karanlık ama en sofistike yapılarından biri. Dışarıdan bakınca insanı içine çekmeyen, hatta biraz mesafeli duran bu bina, kapısından içeri girince bambaşka bir dünyaya açılıyor.

Burası, Gaudí’nin en büyük destekçilerinden Eusebi Güell için tasarladığı bir şehir sarayı. Sokaktan girer girmez hissedilen o dramatik atmosfer boşuna değil; ışık bilinçli olarak kısıtlanmış, mekân yukarı doğru açıldıkça nefes alıyor. Gaudí, ışığı burada bir dekor gibi kullanıyor. Çatıya baktığınızda ise sahne tamamen değişiyor: renkli seramiklerle kaplı bacalar, Gaudí’nin ileride Casa Milà’da iyice serbest bırakacağı hayal gücünün habercisi gibi.

Palau Güell, Gaudí’nin dışarıda bağırmadan, içeride derinleştiği bir yapı. Abartıdan uzak ama çok güçlü. Gaudí’yi sadece “eğlenceli formlar”dan ibaret sananların fikrini sessizce değiştiren bir yer.

Palau Güell’e Open Door Days kapsamında rezervasyonla ücretsiz girebiliyorsunuz. Ücretsiz müzeler yazım için böyle buyrun.

Diğer Barselona yazılarım için tıklayınız.