Barselona gezi rehberi arayanlar için şehri 7 kez karış karış gezmiş birinden tavsiyeler almaya hazır mısınız? Bu gidişlerimin 3 tanesini tamamen solo (yalnız) gerçekleştirmiş bir kadın gezgin olarak şunu söyleyebilirim: Barselona her gidişimde beni şaşırtan, bitmek bilmez bir keşif noktası. L’Eixample’ın estetik kapılarından Gaudí’nin evleri ve gizli kalmış kiliselerine, Montjuïc’in manzarasından lokallerin favorisi Gràcia bölgesine kadar uzanan bu rehber, bugüne kadar okuduğunuz en detaylı Barselona gezilecek yerler listesi olacak.
Bu yazıda sadece ikonik yapıları değil, kimsenin bilmediği lokal tüyoları da paylaşıyorum. Barselona bütçe dostu müzelerden en iyi fotoğraf noktalarına kadar şehre dair tüm önerilerimi sonuna kadar okumayı ve aralardaki özel linkleri incelemeyi unutmayın. Tabiki özellikle kahvaltı mekanları, kafeler ve barlar yazılarımı da kaçırmayın derim, sonda linklerden ulaşabilirsiniz.
Not: Bu rehber, güncel bilgiler ve yeni keşfettiğim lokal noktalarla yenilenmiş 3. versiyon; önce diğer yazıma denk geldiyseniz hangisi daha yeni diye karıştırmamanız için bu bilgiyi de ekliyorum.
Barselona’ya Kaç Gün Ayrılmalı?
Barselona’ya 7 kez gittim ama hala bitirebilmiş değilim, bir 7 kez daha gidilebilir bence:) İşin esprisi bir yana ben şehrin kendisini ve mekanlarını keşfetmeyi sevdiğimden çoğu zaman tamamen turistik yer görme odaklı gezmeyi tercih etmiyorum. Bence Barselona’nın tadını çıkarmak için siz de sokaklarında kaybolacağınız en az 2 gün verin kendinize. Bu sadece sokaklarda kaybolmak için tabiki. Bir de Gaudi’nin eserlerini ziyaret edeyim, müzelerini gezeyim derseniz en az 5 gün gibi. 9 gün de gelseniz sıkılmazsınız bu arada, ben hiç sıkılmadım.
Barselona Havalimanından Merkeze Ulaşım
Merkeze ulaşım için çoğunlukla Aerobus tercih ediyorum. Terminal 2’den de 1’den de seçenekleri var. Tam otobüsün önünde biletinizi kredi kartı ya da peşin alabiliyorsunuz. Oldukça pratik ve hızlı oluyor. Eğer Barselona’dan havalimanına geçerken kullanacaksanız ve ana duraklardan binmiyorsanız ana duraktan (Plaza Catalunya) alıp aynı gün içinde daha sonra da kullanabilir ya da online bilet de tercih edebilirsiniz. Araçta da bilet almak mümkün.
Son gidişimde dönüşte tren tercih ettim, daha uygun. Passeig de Gracia üzerinde çok merkezi bir noktadan kalkıyor ve platform 1 ‘den biniyorsunuz. Makinelerden de rahatça bilet alabiliyorsunuz. tek sıkıntı tren biniş basamakları yüksek dolayısıyla yanınızda uzun boylu güçlü kuvvetli biri yoksa ve valiziniz ağırsa kaldırmak zor olabiliyor. Trenden inince güvenlik katına bağlanıyorsunuz, check in yapmak isterseniz aşağı inmeniz gerek. Bir de tren sadece terminal 2’ye gidiyor, 1 için indikten sonra bağlantı shuttle vs kullanmanız gerek (Pegasus terminal 2’den).
Barselona İçi Ulaşım
Barselona’da ulaşım seçenekleri oldukça çeşitli, hem metro hem de otobüs ağı gayet iyi. Ben çoğunlukla yürümeyi tercih ediyorum ama otobüs/metro kullandığım kredi kartıyla da seyahat ettiğim ya da 10 lu bilet aldığım zamanlar oldu.
Eğer ulaşım çok kullanacaksanız Hola Barcelona Card ile belirli süreli (48-72 saatlik gibi) biletler ya da T-casual ile belirli sayıda biniş (10 binişlik) sağlayan kartlar da mantıklı oluyor. Makinelerden satın alabiliyorsunuz. T-casual’da zone ayrımları var ama Turistik yerlerin hemen hemen tamamı Zone 1 içerisinde yer aldığı için bilet alırken kafa karışıklığı yaşamanıza gerek yok. Tcasualda QR kod olan tarafını kartın okutmanız gerekiyor yoksa okumuyor. Bu kartı alırsanız atmamanızı öneririm, tekrar doldurulabiliyor çünkü aynı kart.
Barselona’ya 7 kez giden birinden 5 altın tavsiye:
- Erkenci Kuş Olun: Gaudi evleri biletlerini seyahatiniz belli olur olmaz alın, erken alırsanız daha uyguna geliyor.
- Doğru Konaklama, Doğru Enerji: Otel seyahati yapacaksanız, hem güvenlik hem de mimari estetik açısından en ideal bölge Eixample.
- Müze Planını Gitmeden Yapın: Müzelerin ücretsiz zamanlarını kaçırmamak için daha gitmeden hangi günlerde ücretsiz olduklarına bakın ve seyahatinize ona göre planlayın.
- Tatil Günlerine Dikkat Edin: Özel günlerde birçok yer kapalı oluyor, genelde sadece müzeler açık. Gitmeden İspanya ya da Katalan Bölgesi’nin özel günlerine denk gelip gelmediğinizi kontrol edin.
- Güvenlik için Şunları Yapabilirsiniz: Pasaportunuzu ve kasanız varsa bir miktar paranızı otelde bırakın, tekinsiz hissettiğiniz sokaklara girmeyin, gece dışarı çıkacaksanız mutlaka dönüş yoluna önceden bakın, turist gibi değil yerlisi gibi gözükmeye çalışın.
Barselona’da Gezilecek Yerler: Gaudi ve Ötesi
Sagrada Familia

Restorasyonu henüz tamamlanamayan Gaudi’nin en tanınmış eserlerinden Sagrada Familia. Barselona’ya ilk gidişimde henüz gişelerden sıra bekleyerek bilet alınabiliyordu ama artık sıralar o kadar uzun ki internetten biletinizi almak en mantıklısı.
Sagrada Familia UNESCO listesinde ve tamamlanmamış olmasıyla ünlü. Gaudi maalesef tamamlayamadan vefat ediyor. Antoni Gaudí, yapıyı hayatının en büyük projesi olarak görüp tüm enerjisini bu esere adıyor ancak ölümünden önce, sadece bir kulesi ve doğu cephesinin bir kısmı tamamlanabiliyor. Şimdilerde beklenen bitişi ise 2026, Gaudi’nin 100.yılı.
Kilisenin içi gittiğim diğer kiliselerle kıyaslarsak en değişik kilise diyebilirim, zira doğadan esinlenen Gaudi adeta ağaç gövdelerini andıran sütunlar yaparak içeriyi ormana benzetiyor. Bu arada dışarıdaki tüm cephelerde de İsa’nın hayatındaki önemli hikayeler resmediliyor, bunları ikinci gidişimizde turla olduğumuzdan detaylı dinlemiştik ama aklında ne kaldı derseniz maalesef hiçbir şey sanırım:)
La Sagrada Familia ile ilgili detaylı yazım için buraya buyrun.
Park Güell
Parc Güell ise Gaudi’nin bir diğer en bilinen çalışmalarından biri. Buraya ikinci kez giderken mutluydum, çünkü doğanın içinde şehir merkezinden biraz uzakta yer alan bu yer eğer kalabalığa da denk gelmezseniz oldukça huzur verici. Biz sabah açılışına gidince tam da bu sakinliğin tadını çıkarabildik.
Tepeden Barselona manzarasını izleyebildiğiniz trencadís adı verilen renkli mozaiklerle bezeli bankın bir kopyası da Üsküdar Zeynep Kamil’de var, kardeş şehir meselesi falan varsa bilen anlatsın. Aslında mozaik deddiğime bakmayın bunlar Gaudi’nin seramikçilerden arta kalan parçalar olarak topladığı şeyleri yan yana getirmesiyle oluşan bir görüntü.

Park, Eusebi Güell tarafından yaptırıldığı için bu ismi almış, günümüz sitelerinin aslında ilk temelleri diye düşünebiliriz; ancak uzun uzun binalardan olanı değil, villa tarzı olanları düşünebilirsiniz. Güneşi ve deniz manzarasını kapamaması konusunda sıkı bir kısıtlama varmış, keşke günümüzde de böyle kısıtlamalar olsa…
Park Güell 1. Dünya Savaşı ve şehir merkezinden uzaklığı nedeniyle istediği ilgiyi toplayamamış ve 60 evlik proje suya düşmüş. Bugün bir site olarak kullanılsaydı turistik değeri olur muydu, olsa da Gaudi’nin diğer evleri kadar pahalı mı olurdu bilemiyorum.
Ben doğanın içinde, yeşilliklerin ve çiçeklerin kapladığı yürüyüş yollarının bulunduğu bu huzur veren halini seviyorum. Tabii sabahın erken ve akşamın geç saatleri hariç kalabalıktan pek huzur bulmak mümkün değil.
Barselona’nın sembollerinden biri olan , hemen her magnette bulunan ejderha da bu parkta. Hayır bu ejderhada bu kadar ilgi çekici ne var ben de bilemiyorum ama herkes başında fotoğraf çekilmek için can atıyor. Bence abartmaya gerek yok, Gaudi’nin o kadar güzel tasarımının yanında lafı bile olmaz.
Park Güell’e yürüyerek de gidip dönmüş biri olarak yorucu bir yol olduğunu söyleyebilirim ama merkezden metroya binip Lesseps’de inerseniz hızlıca varıyorsunuz. Özellikle kısıtlı vaktiniz varsa metroyu tercih edin derim. Fiyatı da internetten alırsanız daha uygun. Yine UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan noktalardan biri.
Gaudi’nin Evleri (Casa Battlo, Casa Mila, Casa Vicens)

Tabiki Gaudi’nin birden fazla evi var ancak ben en meşhurlarından bahsedeceğim. Casa Battlo en beğendiklerimden biri, hele akşam ışıklandırılınca öyle güzel oluyor ki. Binanın cephesi denizaltı dünyasını hatırlatan dalgalı formlar ve renklerle süslenmiş. Balkonu kemik benzeri korkuluklar ve ejderha sırtını andıran çatısıyla dikkat çekiyor. İçini gezenler de çok güzel olduğunu söylese de ziyaret zamanı yaklaştıkça artan fiyatlarıyla adeta küçük bir şok etkisi yarattığından bir başka ziyarete bıraktım yine.
Casa Battlo’da bir de bahar ve yaz aylarında akşam teras konserleri oluyor. Teras konserleri hem ziyaret hem de konseri kapdıyor, bir bardak da cava dahil. Bilet fiyatları zaman yaklaştıkça konserde de artıyor, o yüzden ne kadar erken o kadar iyi.

Casa Mila ise özellikle karşıdan çektiğinizde oldukça güzel bir Barselona fotoğrafı veriyor. Çatı katında spiral merdivenler, renkli baca kapakları ve bir peri masalını andıran figürler bulunuyormuş ancak yine girmediğim yerlerden birisi. Bu evin altında mağazalar ve kafe bulunuyor. Özellikle kafe iç kısmına göz atmak için bedava girebileceğiniz bir alan. Ben hediyelik eşya dükkanından da bir şeyler buldum ama fiyatları normalin üstünde.

Casa Vicens Gaudí’nin ilk önemli eseri ve neo-Mudejar tarzını yansıtmasıyla biliniyor. Gracia bölgesinde yer alan bu ev yazlık olarak tasarlanmış. Fiyatları da diğerlerine göre daha normal. İçi renkli çiniler, çiçek desenleri ve simetrik formlarla süslenmiş. Gaudi’nin doğa temasını yine yansıtıyor.
Ben Casa Vicens’i gezdim ve keyif aldım. Diğerlerine girmediğim için kıyas yapamıyorum tabiki. Bilet fiyatları internetten alırsanız 1 euro daha ucuz oluyormuş ama az yer kalan saatler de yine 1 euro fazla oluyor internette de. Ben gideceğim gün 10:45 için aldım. 10:40 gibi eve girdim. Bahçedeki QR kodu okutarak audiguide’a erişebiliyorsunuz, ayrıca internet şifresi de QR kod yanında yer alıyor. Rehberli tur fiyatı da 2 euro fark ediyor, ama audiguide oldukça açıklayıcı.
Gaudi’nin evlerine dair detaylı yazımsa burada.
Casa Amattler: Çikolata Mirası ve Gizli Detaylar
Casa Amattler Battlo’nun yanında yer alan ve oldukça güzel gözüken ama turistlerin de atladığı bir bina. Burası çikolatadan servetini kazanan Amattler ailesi tarafından yaptırılmış. Mimarı Gaudi ile aynı jenerasyondan Josep Puig i Cadafalch, yine önemli Katalan mimarlardan biri. Binanın ön yüzünde aileyi anımsatacak bir şey yapmak istediğinden binayı A harfi şeklinde yapmış, Amattler’in ilk harfi olarak.
Ben kafesi için içeri girmiştim. Amattler ailesi tarafından kullanılan harika bir merdiveni ve merdivenin oradda tepeye kafanızı kaldırırsanız tepede vitray var. Kafeye gelmeden önce Amattler çikolatalarının satıldığı bir bölümü de var. Mutfak bölümünden geçtiğinizde ocağa ve mermerden yapılan lavaboya dikkat ederseniz eskilerden kalma orjinal hallerinden olduklarını belki fark edebilirsiniz. Ayrıca dolap gibi gözüken yerin aslında yanında asansör düğmeleri olduğunu ben fark etmemiştim ama meğersem o da eskiden ana eve mutfaktan yemekleri göndermek için kullanılan asansörmüş.
Sant Pau Hastanesi

Siz hiç UNESCO listesinde yer alan bir hastane gördünüz mü? Barselona’ya gelirseniz mutlaka görün, zira dış mimarisiyle de oldukça dikkat çekici. Tabi artık hastane olarak kullanılmıyor, hem arıştırma merkezi hem de turistik amaçlı, girişi ücretli bir yer. İçi dışından daha da etkileyici diyebilirim. Kral buraya geldiğinde kendi sarayına kıyaslayıp bana küçük bir köy evi vermişler demiş:)
1905 yılında Pau Gil’den gelen bağışla yapımına başlanıyor, ismi de zaten bu kişiden geliyor. Sürdürülebilirliğin bu kadar yaygın bir konu olmadığı o zamanlarda bile sürdürülebilirlik adına yapılmış iyi örneklerden biri. İspanya İç Savaşı sırasında da tünelleri hastaları ve çalışanları korumak için bir sığınak olmuş.
Dizaynı için 3 farklı mimar halka açık yarışmada dizaynlarını serglemiş ama üçününki de beğenilmemiş. Bu yüzden Palau de La Musica’nın da mimarı ve Gaudi’nin profesörlerinden biri olan dönemin önemli mimarı Lluis Domenech ı Montaner’e teklif götürmüşler. İçini gezerken de Montaner’in kullanışlılığı arttırmak için yaptığı şeyleri ve tarihini anlatan gösterimler mevcut. Ben rehberli gezi tercih ettim, oldukça açıklayıcı ve keyifliydi ama eminim ki audioguide da yeterli oluyordur. Bu arada Montaner de bitişini göremeden vefat etmiş, sanki Katalan mimarların üstündeki bir lanet bu.
Buraya geldiğinizde tek bir bina gezeceksiniz gibi düşünmeyin arkada da bir sürü ayrı bina var. Özellikle konferans salonunun olduğu idari bina oldukça keyifli. Tavana bakmayı atlamayın bu binada. Tabi bazen odalar etkinlik için kiralanabiliyormuş. Hala da idari bina. Yani iş zamanına denk gelirseniz gezemeyebilirsiniz. Burada dönemin medikal aletlerini de görebilirsiniz, eski bir röntgen makinesi örneğin. Bir de odaların renklendirmelerini hastaları düşünerek huzur veren iyileştirici bir etki için yapmış olması da ayrıca çok güzel.
Sagrada Familia’anın arkasındaki trafiğe kapalı caddeden yukarı çıkarsanız kısa bir yürüyüşle buraya ulaşabilirsiniz.
Palau de La Musica
Palau de la Musica Barselona’nın merkezinde yer alan önünden geçerken kayıtsız kalamayacağınız güzel binalardan bir diğeri. İçinde konserler ve gösteriler oluyor ya da rehberli tur satın alarak gezebiliyorsunuz.
Mimarı Sant Pau’nun da mimarı olan Luis Domenech i Montaner. Yapı 1905-1908 yılları arasında sadece 3 yılda inşa edilmiş. Bu kadar ince işin bu kadar kısa sürede bitmesi gerçekten iyi bir ekibe dayansa gerek.
Casa de Les Punxes

Barselona sokaklarında yürürken mutlaka karşınıza çıkacaktır adeta şatoyu andıran bu yapı. Yapı, Terrades ailesi tarafından sipariş edilmiş. Ailenin üç kız kardeşi için ayrı ayrı apartmanlar tasarlanmış, ancak dış cepheleri bir bütün halinde birleştirildiğinden biz bunu dışardan bakınca pek de anlamıyoruz. Çatısındaki kulelerin diken gibi olmasından “Dikenler Evi” adını almış. Binanın yaratıcısı Josep Puig i Cadafalch, binayı bir Orta Çağ kalesi gibi tasarlamış. Herhalde aile kızlarını gerçekten prenses gibi görüyordu, ne dersiniz?
Barselona’nın Tarihi ve Sanatsal Noktaları
Barselona Kiss Murali
Gotik Mahallesi’nde (Barri Gòtic) yer alan “El Món Neix en Cada Besada” (Dünya Her Öpücükte Doğar) adıyla da bilinen mozaiklerden oluşan bu duvar sanatı oldukça ilgi çeken noktalardan. Önünde fotoğraf çekilmeyi bırakın boş bir fotoğrafını yakalamak bile çok zor.

Uzaktan bakıldığında öpüşen iki dudağı tasvir ediyor ama aslında bu karoların her birinde farklı Barselona sakinleri tarafından paylaşılan fotoğraflar yer alıyor. Fotoğraflar, “özgürlük” ve “yaşam” temalı.
Barselona Katedrali
Katedral, Gotik Bölge’nin kalbinde yer alıyor. La Rambla ile Via Laietana arasında kaldığından çok sık bu bölgeden geçiyorsunuz. Akşamları ışıklandırması da oldukça güzel. Üstelik hafta sonları önündeki meydanda halka oluşturup dans eden yaşlı teyze ve amcalar mevcut, Katalan bölgesinin folklorik dansıymış.

Bu bölgede sokaklar oldukça dar ve güzel, yani sokakları keşfetmenin en keyifli olduğu yerlerden. Katedralin içi de gotik mimarinin en güçlü örneklerinden biri. Yaz aylarında giderseniz katedrale gideceğiniz gün kıyafetinize dikkat edin.
Camp Nou Stadyumu
Camp Nou Stadyumu, Barselona’nın dünyaca ünlü futbol takımı FC Barselona’nın evi olan, spor tarihinin ikonik mekanlarından birisi. Avrupa’nın da en büyük stadyumu. Biz stadyuma merkezden metroyla gittik ama sonra yürüyerek döndük, hala inanamıyorum bu bitmeyen yolu yürüdüğümüze. Ayakkabılarım parçalanmıştı yürüdükten sonra, yeni ayakkabı almak zorunda kalmıştım:)
Stadyumun içine girmemiştik fiyatlardan dolayı, o zamanlar öğrenciyiz, futbola ilgimiz de yok. Yine de gtimişken FC Barselona’nın büyük bir mağazası var ve biz mağazada FC Barselona ile alakamız olmamasına rağmen fazlaca vakit geçirdik.
Pedralbes Manastırı
Barselona’nın Sarria ilçesinde yer alan bu manastır Barselona’nın merkezinin aksine oldukça sakin. Daha çok dini temalar olsa da içinde farklı kısa dönemli sergiler olabiliyor. Manastırın iç dekorasyonunda oldukça hoş seramikler kullanılmış. Dışında da sanki bir ortaçağ kasabasındasınız hissi veriyor. Avlusu zaten oldukça keyifli. Keşke kuş sesleri arasında oturup dinlenebileceğiniz banklar da koysalarmış dedirtiyor. Manastır girişi ücretli.
Barselona’da Ziyaret Edilecek Müzeler
Picasso Müzesi
Picasso Müzesi’ne ücretsiz gidebildim, peki bu nasıl oldu? Eğer gideceğiniz haftanın başında söylenen saatteki belirli kontenjanlı ücretsiz biletleri yakalarsanız Picasso Müzesi’ne siz de ücretsiz gidebilirsiniz. Hatta ben bu bileti Sevilla’da olduğumdan kovalayamadım, Semoş’a rica ettim, görev insanı arkadaşım sağolsun benim için ayırttı. Semoş’um iyi ki var:)

Girona gezim dönüşü saat 8’deki randevuma yetişmek için koştur koştur müzeye gidişim, şakır şakır yağan yağmur müze deneyimime başlangıcı biraz tatsızlaştırsa da fazla sıra beklemeden rahatça girmek iyi oldu. İçerisi çok kalabalıktı, müze düzeni de pek iyi değildi maalesef; nereden nereye gezmeliyim emin olamadım. Her salonu gezdim mi diye tekrar dönüp kontrol ettim hatta. Picasso eserlerine İstanbul müzelerinden aşina olanlar için çok da şaşırtıcı ve büyüleyici bir durum yok ama bazı tarzlardaki eserlerini görmemiştim. Ben 1 saatte hızlı hızlı dolaştım tabi ama eğer ayrıntılı gezmek isterseniz en az 2-3 saat ayırın derim.

Ayrıca bazı odaların tavanları da oldukça güzel, girdiğiniz odalarda sadece resimlere odaklanmayın derim.
Barselona Çağdaş Sanat Müzesi
Barselona Çağdaş Sanat Müzesi de ücretsiz olarak ziyaret ettiğim yerlerden biriydi. Cumartesi günleri belirli saat aralığında ücretsiz olan müze için önden rezervasyonumu yaptırdım ancak o gün ziyarete gelenleri de doğrudan ücretsiz olarak alıyorlardı.

Müze birkaç kattan ve çokça odadan oluşuyor. Ziyaret etmeden önce hangi sergiler olduğunu kontrol etmenizi öneririm.
Katalan Ulusal Sanat Müzesi
Katalan Sanat Müzesi ücretsiz ziyaret ettiğim bir başka müze. Yine seyahate çıkmadan nerdeyse 1 ay önce kayıt olduklarımdan. Senelerdir Montjuic tarafına giderken önünden geçip dururum, bunca yıldır gitmemem gerçekten de benim utancım olsun zira oldukça kapsamlı ve keyifli bir müzeydi. Orta Çağ’dan 20. yüzyıla kadar uzanan geniş bir sanat koleksiyonuna sahip.

Müzenin binası da görülmeye değer, özellikle ikinci kattaki kubbesinin tasarımı müthiş. En tepeye çıkıp panaromik Barselona manzarası da görebiliyorsunuz ama ben çok etkilenmedim, sanıyorum Montjuic’den daha iyi manzaralar yakaladığım için. Ama yine de tepeye çıkıp yapının kulelerindeki ihtişama yakından göz atabilirsiniz. Tabi asansör sırası beklemeyi göze almanız gerekiyor.
Ücretsiz müzeler yazımı da okumadan geçmeyin derim, diğer müzelere de bu yazıda yer verdim.
Barselona’nın Kapıları
Barselona ile ilgili yeni bir akım başlamış, doorsofbarcelona etiketiyle Barselona’daki güzel kapıları etiketlediğiniz. Barselona’da zaten özellikle Gracia bölgesi, Eixample taraflarında evler çok güzel ve dolayısıyla kapıları da. Yürürken kafanızı kaldırıp evlere bakmaya başladı mı indirmeye fırsat bulamıyorsunuz.

Kapılar için de Instagramda gördüğüm birkaç özel kapının peşine düştüm. En güzeli Marea Verde – Laboratori Botànic’in önüydü; zira burası bir çiçekçi ve önü çiçeklerle kaplı. Kapısı da ayrı güzel ama yan cephesine bayıldım, yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü üzere. Adres: Rda. de Sant Pere, 40, Eixample

Farmàcia Nordbeck ahşap işlemeli kapısıyla dikkat çekiciydi ama eczanelerde en güzel kapı Farmàcia Jordi Bolòs Giralt’a aitti. Adres: Carrer d’Ausiàs Marc, 31, Eixample.
Gran Via de les Corts Catalanes 439 numaradaki Casa Pere Brias, yeşil cephesiyle dikkat çekiyor, kapısı da güzel ama ben buraya uğrayamadım; sadece yolun karşısından bakmakla yetindim. Casa Xina (Casa Ferran Guardiola)’da ise kapısından ziyade yapının kendisi hoştu (Casa Xina Adres: C/ de Muntaner, 54, Eixample). Casa Pàdua hem yapısıyla hem kapısıyla oldukça hoş gözükse de o taraflarda başka yapacak bir şeyim olmadığından gitmedim. (Casa Padua Adres: Carrer de Pàdua, 77, Sarrià-Sant Gervasi)
Carrer de Roger de Llúria üzerinde L’Embruix Tatuatges yanındaki Casa Cabot’un kapısının özellikle üst tarafınsaki işlemeler görmeye değer. Casa Puig i Cadafalch kesinlikle görün diyeceklerimden değil, zira kapı olarak çok daha güzelleri var.

Casa Planells ise ilginç, farklı bir yapı ama ben Barselona’nın genel dokusuna çok yakıştıramadım, kapısı da hiç özel gelmedi; hatta yanlış yerde miyim diye fotoğraflardan kontrol ettim.

La Rambla ve Ünlü Marketi La Boqueria

La Rambla ilk gittiğimde canlılığı ve kalabalıklığıyla dikkatimi çeken bir yerken son gidişlerimde artık fazla kalabalıktan kaçtığım aşırı turistik ve de güvensiz bulduğum bir yer halini aldı. İstiklal Caddesi’nin çok daha geniş ve iki yanı ağaçlarla kaplı hali gibi hayal edebilirsiniz bu bulvarı ancak daha kısa. Ayrıca burada kafe ve restoranların dışarda masaları da mevcut. Bulvarın iki yanında mağazalar, açık market ve kafeler var.
La Rambla’ya gitmişken kafanızı üstünde yürüdüğünüz taşlara çevirin, dalga formunda olduğunu göreceksiniz. Bu aslında buranın daha önce yağmur sularının toplandığı yer olmasından kaynaklanıyor, La Rambla’nın adı da Arapça kuru nehir yatağı anlamına gelen ramladan geliyor zaten.
La Rambla’da açık market ilk ve ikinci gidişlerimde mutlaka uğradığım ama yine zamanla cazibesini kaybeden bir nokta oldu benim için. Bu açık marketten turistlerin çoğunlukla bardakta meyvelerden aldığını göreceksiniz. Biz de içinde ananas, hindistan cevizi ve üzüm bulunan bir bardak almıştık; ancak ben olgunlaşmamış olmaları nedeniyle ananaslardan ve üzümlerden memnun kalmadım. Dolayısıyla tezgahlar arasından seçim yaparken dikkatli olmakta yarar var.
Barselona’da Parklar ve Manzara
Parc de la Ciutadella

İsmi tadella çikolatalarını andıran bu park kışın gittiğimde Barselona’nın en sevdiğim yeri olarak adlandırabileceğim yerdi. En son yazın gittiğimde fazla kabalık ve rüzgardan kalkan kumlardan tozlu gelmişti. Ayrıca insanlar çimlerin üstüne de yayıldığından oturmalık yer ve gölgelik banklar bulmak zorlaşıyor yazları.
Parka hafta sonu giderseniz birçok piknik yapan aileye rastlayacaksınız. Bir de dans etkinlikleri gibi farklı etkinlikler oluyor mutlaka. Barselona’nın çocuk doğurma konusunda performansını da buralarda görmek mümkün. Bir de köpekler.. O kadar fazlalar ki, çocuğu olmayanın da mutlaka köpeği var:)
İçindeki gölette kayıklarla gezebilir ya da kenarında oturup ördekleri izleyebilirsiniz. Sakin zamanlarında ise şöyle biraz huzur bulup gölet kenarında oturmak, çoluk çocuğu izlemek ve sokak çalgıcılarının müziklerinde zamandan kopmak insana iyi geliyor. Ben canlı parkları olan şehirleri seviyorum.
Montjuic
Montjuic çok güzel bir doğa yürüyüşü olarak rotanıza eklenebilir. Bu yürüyüşte sakin parklar ve Barselona manzaraları çok güzel oluyor. Parklardan adeta zen etkisi yaratan Jardins de Laribal’a girdim, tam ortada aşağıya doğru akan minik bir havuz var. Gerçekten huzurun diğer adı.
Biz genellikle hep İspanya Meydanı’ndan yürüyen merdivenlerle yukarı çıkarak Ulusal Katalan Müzesi arkasından parka girdik ancak hiç teleferik kullanmadık. Yürüyerek çıktığımız bir nokta olmuştu ve manzara süperdi ama tam teleferiğin vardığı nokta mıydı inanın hatırlamıyorum.
Son gidişimden bir öncekinde çok yukarılara çıkmadım. Teleferik noktasından az ileride belediye havuzunun yanında toprak bir kestirme yol var. Yol biraz ıssız dursa da önümde gidenlerin peşine takıldım ve gittikçe kalabalıklaştı.Herkesin kestirmesi anlaşılan.. Ana caddeye hızlıca çıkabilmiştim.
Barselona’da Gezilecek Semtler
Gracia Bölgesi

Gracia Bölgesi sokaklarını arşınlamayı sevdiğim bölgelerden. Keza bir anda karşınıza çıkan küçük ama hareketli meydanları, sevimli kafeleri ve restoranlarıyla burada yaşayanların çok da dışına çıkma ihtiyacı duymadığı bölge diyebilirim. Çoğunlukla da lokallerin takıldığı bir bölge.
Eixample
Meşhur Passeig de Gracia caddesinin iki yanını da kapsayan bu geniş bölge en güvenlilerinden diyebiliriz. Ben konaklamalarımı hep bu bölgede tercih ettim. Kaldığım oteller için bu yazıma göz atabilirsiniz. Restoranlar, kafeler, barlar anlamında da çok zengin. Zaten şehrin mimarlarından Ildefons Cerda, buradaki caddeleri meydanlar oluşturmak ve kafelere geniş yerler bırakmak amacıyla böyle yapmış, köşelerini traşlamış. Zaten hemen her köşe başında da bir kafe bulunuyor. L’Eixample de ferah semt anlamına geliyor.
Casa Mila Casa Battlo, Sagrada Familia, alışveriş caddesi, zorlarsak Sant Pau hastanesine kadar uzanan bölüm diyebiliriz.

Sokakları geniş, benim Barselona’da mimari olarak en beğendiğim evler de bu bölgede. Sokaklarda yürürken tek sıkıntı her bir sokak başındaki ışıkları yakalamak, zaten öyle bir hal alıyor ki yolunuzu o sırada hangi ışığın yeşil yandığına göre belirliyorsunuz bir süre sonra. Gözlemlediğim kadarıyla yerlileri de böyle yapıyor.
Ek olarak geç saatlerde de dönseniz çok rahatsız hissetmeyeceğiniz yerlerinden. Bir de sokaklara araç girişi de daha mümkün olduğundan otelinizin önüne kadar taksi kullanmak da mümkün.
Evlerle ilgili birkaç önemli noktayı da yeri gelmişken paylaşayım. Genellikle apartmanın sahibi ailenin adını taşıyorlar, ve bu aileler eski dönemlerde en güzel pencerenin de bulunduğu 2. katta yaşıyor. O dönemde asansör olmadığından ya da olsa da çok yavaş çalıştığından ve de insanlar tarafından görülmek istediklerinden bu katı tercih ediyorlarmış. Bir de arkada bahçeleri olduğundan da 2. kat daha tercih ediliyormuş. Bu bölgede eskiden 5 kat sınırı olduğundan bunun üstüne çıkan katlar ana binadan bağımsız olarak düşünebilirsiniz, zaten çoğunlukla tarzından da belli oluyor.
La Barceloneta
Barceloneta da merkezdeki sahiline verilen isim. Denize şehrin merkezinden girmek isterseniz buraya gelebilirsiniz. Ben Ağustos ziyaretimde deniz için gittiğimde fazlasıyla dalgalıydı. Bir de tabi yalnızsanız burada eşyaları bırakıp denize girmek çılgınlık olur. Sahil kenarında keyifli restoran/barlar da var, deniz için olmasa bile bunları değerlendirmek için gelebilirsiniz.
Poblenou
Poble Nou Barselona’nın daha yeni bölgesi, dolayısıyla burada merkezdeki gibi güzel ve eski apartmanlara daha az rastlıyorsunuz ancak bu bölgede de 3. nesil kahveciler, meşhur kahvaltıcılar ve restoranlar var. Ayrıca Poblenou’nun biraz daha üstünde kalsa da benim o bölgeyi gezerken denk geldiğim Westfield Glories isimli AVM de şehrin yerlilerinin uğrak noktası.
Sarria Bölgesi
Sarria turistlerin çok da haberdar olmadığı daha lokal ve lüks bölgesi. Bu tarafta genelde villa tipi evler var. Özellikle Pedralbes Manastırı civarı. Diğer taraflar da oldukça düzenli sakin sokaklar, hoş butikler ve keyifli parklar kafelerle dolu. Diagonal’de de bilindik mağazaların Passeig de Gracia kadar kalabalık olmayan halleri mevcut.
Gotik Mahalle ve El Born
Bu bölgeler Rambla’nın Placa Catalunya tarafından geldiğinizde sol tarafında kalan bölgeler. Daracık sokaklarına çokça girip çıktığım, Gotik mimariyi sevenler için vaha olan, butikler ve hediyelik eşyalar anlamında da çok hoş mekanlara sahip bölgesi. El Born bölgesi de barlar, restoranlar açısından oldukça iyi.
Bu bölgelerdeki tek sıkıntı sokakların çoğunlukla dar ve bazılarının boş olması nedeniyle akşam saatlerinde güvensiz hissetmek. Ben genellikle hoşlanmadığım tipler gördüysem ya da sokak çok ıssızsa farklı sokakları tercih ederek bu sorunu çözdüm.
Kiss Murali, Barselona Katedrali, Palau Güell gibi atraksiyonlar da bu tarafta bulunuyor.
El Raval
El Raval da özellikle hediyelik eşyalar ve dükkanlar anlamında oldukça zengin ancak özellikle akşam saatlerinde güvensiz hissettiriyor; yerlileri de bu bölgede dikkatli olmanız konusunda uyarıyor. Bu tarafta da Çağdaş Sanat Müzesi var, yan, yolunuz düşer ama mümkünse çok geç saatlerde tercih etmeyin.
Bir de bu tarafta gezerken Casa d’infants orfes’a denk gelirseniz duvarda tahta döner bir delik göreceksiniz. Geçmiş zamanlarda bebeklerine bakamayacak durumda olan annelerin bebeklerini isimsiz şekilde bırakmaları için yapılmış, böylece çocuklarının orada bakılacağını biliyorlarmış.
Bonus: En Estetik Zara Mağazası – Instagram Durağı

La Rambla’nın hemen girişinde yer alan Zara şubesi son zamanlarda sosyal medyada da oldukça meşhur oldu. Meşhurluğunun sebebi de binanın mimarisinde yer alıyor. Oldukça büyük ve ortada ihtişamlı bir kubbesi var, merdivenlerinin olduğu tarafta da duvarlar farklı resimlerle boyanarak duvar sanatı yapılmış. Mutlaka görün demem ama önünden geçerken göz atabilirsiniz. H&M de mimari olarak ziyaret edilebilir.
Barselona’da Geçen Kitap, Film ve Diziler
Barselona’ya gitmeden önce veya dönerken, o sokakların büyüsünü zihninizde tazelemek isterseniz, benim favori ‘Barselona ilhamlarım’ şunlar:
Rüzgarın Gölgesi (Carlos Ruiz Zafón): Barselona denince akla gelen ilk kitap. Katalan yazarlardan Zafon’un ödüllü kitabı Rüzgarın Gölgesi. Gotik mahallenin o sisli, gizemli ve nostaljik havasını iliklerinize kadar hissettiriyor. Okuduktan sonra o sokaklarda yürümek bambaşka bir deneyim.
Başlangıç (Dan Brown): Bilbao’dan başlayığ Barselona’ya uzanan bir serüven. Şehrin modern yüzünü ve Gaudi’nin mimarisini soluksuz bir macera eşliğinde keşfetmek istiyorsanız harika bir tercih.
Gölgeler Şehri (Netflix): Eğer biraz daha gerilimli ve şehrin farklı bir tarafını görmeye odaklı bir şeyler arıyorsanız, bu yapım Barselona’nın arka sokaklarına dair farklı bir bakış açısı sunuyor. Ayrıca Gaudi eserlerini merkeze alan polisiyede, bazı eserleri yakından görmenizi ve gizemlerine dair yeni şeyler öğrenmenizi de sağlıyor.
Vicky Cristina Barcelona: Woody Allen’ın bu filmi, Barselona’ya dair en bilinenlerden, ben çok hatırlamıyorum Barselona kısmını ama şehre bir de romantik açıdan bakmanızı sağlayabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Barselona’ya Yalnız Seyahat Edilir mi? Solo Gezginden Tavsiyem
Güvenlikle ilgili son zamanlarda artan endişeler bu soruyu da beraberinde getiriyor ancak ben seyahatlerimin son üçünü 2023-24 ve 25 yıllarında yalnız yapan bir kadın gezgin olarak bu soruya kesinlikle evet diyorum. Dikkat etmeniz gereken yerleri bilmek ve buralardan uzak durmak önemli. Aslında tek gezerken daha az turist gibi durduğunuzdan anlamayabiliyorlar.
Gece dışarı çıkarken marka kıyafetleriniz varsa da çok gösteriş yapmamaya bakın derim, zaten Barselona’da date night’a giderken bile süslenmiyorlar. Aşırı süslenirseniz doğrudan turistliğiniz anlaşılır. Oteliniz mutlaka güvenilir bir bölgede olsun ve odanızda kasa bulunsun gibi gibi bazı öenmli noktalar söyleyebileceğim. Önerilerim için tek başına seyahate dair yazdığım şu yazıma da bakabilirsiniz.
Barselona Pahalı Bir Şehir mi?
Barselona’nın en pahalı kalemi konaklama diyebilirim. Konaklama uygun olsa yeme-içme fiyatları bizimle aynı hatta yerine göre bizden ucuz. Bir de uçak biletleri tercih edilen bir lokasyon olduğundan genelde daha pahalı oluyor.
Barselona’ya gitmek için en iyi zaman hangisi?
Ben Aralık sonu, Şubat, Ağustos ve Ekim’de gittim; her birinden de ayrı keyif aldım açıkçası. Yaz dönemi tabiki daha kalabalık oluyor. Eylül sonu Ekim’de ise keyifli ama Ekim sonlarında hava biraz dengesizleşmeye başlayabiliyor, yağmur açısından özellikle. Şubat- Aralık’ta da çok çok soğuk yaşamadım; ama havalar belirsiz her yerde artık, o yılın durumuna göre hareket etmek lazım.
Barselona’da Katalanca mı yoksa İspanyolca mı konuşuluyor?
Barselona’da her iki dil de konuşuluyor denilse de sokakta duyduğunuz çoğunlukla Katalanca. Zaten İspanyolcanızın yerlisi seviyesinde olmadığını hissettikleri an İngilizceye dönüyorlar. Tabi bir yerden bilet vs. alırken İspanyolca yönergeler de mevcut ya da menüler sadece Katalanca değil.
Barselona’da Konaklama İçin En Güvenli Bölge Hangisi?
Eixample diyebilirim. Ben defalarca Eixample Bölgesi’nde kaldım ve bu bölgede genellikle rahat ettim. Hem turistik noktalara ulaşımı kolay hem de akşam geç saatlerde de sokaklar boş olmuyor.
Barselona İle İlgili Diğer Yazılarım
Barselona’da bazı yerlere defalarca gidebilirim. Altı kez gidince de oldukça fazla tavsiye birikti, benden söylemesi.
Barselona çevresinde günübirlik gezilebilecek yerlerden biri olan Girona ile ilgili yazım için tıklayınız. Barselona’dan ayrıca Montserrat ya da Dali Müzesine giden turlara da bakabilirsiniz.
Barselona’da salaş barları da farklı deneyimler sunan meşhur kokteyl mekanlarını da denediğim ve yorumladığım Barselona’da En İyi Barlar yazım.
Bir tatlı düşkünü olarak Barselona’da tatlı seçeneklerinin artmasından memnunum. Barselona’da Tatlı Nerede Yenir? yazım.
Barselona brunch denince birçok seçenek sunuyor, sadece brunch da değil fırınlarıyla da başarılı. Barselona’da Kahvaltı Mekanları yazım.
Kafe kültürü hakkında zaten bir şey dememe gerek yok, oldukça keyifli kafeleri ve en sevdiklerimden olan kitap kafeleri mevcut. Barselona’da Favori Kafelerim.
Kafe kafe gezince her zaman yemeğe yer kalmıyor ama gerçekten birkaç çok lezzetli restoran keşfim oldu. Fast food’dan tapaslara hepsi burada. Barselona’da Gidilebilecek Restoranlar yazım.
Tüm Barselona yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz.