Sintra Gezi Rehberi: Pena Sarayı ve Fazlası

Lizbon’un o dik yokuşları ve biraz “dağınık” ruhuyla aramızda tam bir aşk doğmamış olabilir (Bkz: [Lizbon Gezi Rehberi]), ancak Portekiz’in bana bir sürprizi vardı: Sintra. Çoğu Türk gezgin gibi benim de aklımda tek bir görüntü vardı; o sarı-kırmızı kuleleriyle bir Lego şatosunu andıran Pena Sarayı. Peki, sadece bir fotoğraf karesi için bunca yola ve kalabalığa değer miydi? Yeni yaşımın ilk günlerinde rotayı bulutların üzerindeki bu masal kasabasına kırdım. İşte “Instagram vs. Gerçekler” tadında, bol tüyolu Sintra rehberim!

Pena Sarayı

Lizbon’dan Sintra’ya Ulaşım

Sintra’ya gitmenin en klasik yolu Rossio Tren İstasyonu’ndan kalkan trenlere binmek. Tren yolculuğu yaklaşık 40 dakika sürüyor ve son durakta iniyorsunuz.

Sintra tren garından Pena Palace’a giden hop on hop off’lar toplu taşıma diye geçse de çok turistik ve pahalı. Yol virajlı da olsa adeta Büyükada’daymışsınız gibi ağaçlarla kaplı ve keyifli. Bir blogda Lizbon’daki günübirlik biletleriniz Sintra’da da geçiyor diye okumuştuk ama maalesef bu doğru değildi.

Not: Hop on-off biletinizi kaybetmeyin, dönüşte de aynı bileti kullanabiliyorsunuz.

Pena dahil Sintra’nın farklı noktalarını da gezdiren Lizbon kalkışlı tur seçenekleri de mevcut, dilerseniz onları da değerlendirebilirsiniz. Turlardan en çok ve en iyi oy alanlardan biri buydu, içinde farklı seçenekler mevcut.

Pena Sarayı Biletleri

Pena Palace‘a gitmeden önce bahçeden istediğiniz fotoğrafları hayli hayli alırsınız içeri girmeye gerek yok diyenlere güvenip girişte yer alan kiosklardan bahçe bileti alıyoruz. Kiosklarda sıra var ama çok uzun değil.

Pena Sarayı

Tam fotoğraf çekilmek isteyeceğimiz bölgeye geçecekken, yani Pena Palace’ın surlarına, bahçe bileti burada bitti diyor. Hediyelik eşya dükkanında sarayın devamını da görmek için bilet satılıyor ancak tam öğle arasına denk geldiğimizden uzun uzun bekliyoruz. Yani siz bizim yaptığımız hataya düşmeyin, aşağıdaki otomatlardan hem sarayın içi hem dışı için bilet alın.

Pena Sarayı Görülmeye Değer mi?

Gelelim asıl meseleye. Romantizm akımının dünyadaki en uç örneklerinden biri olan bu saray, 19. yüzyıldan kalma bir renk cümbüşü. Gelin görün ki bizim gibi sabah hava açıkken birden başlayan sise ve yağmura denk gelirseniz renk cümbüşünü sisli perdeler arkasından görmekle yetinip fotoğraflarınızda Pena’ya gittiğinize kendinizi inandırmakta güçlük çekebilirsiniz. Neyseki biraz bekleyince bir tık da olsa hava açtı ve gördüğünüz fotoğrafları çekebildik.

Pena Sarayı Avlusu

Yine de sarayın bahçesinde yeşillikler içinde gezmek keyifli. Sarayın içi de çok hoş ama kalabalıkla gezmek biraz zor, herkesin saat dilimi olduğundan belli bir sayıda insan aynı anda kuyruk şeklinde giriyor. Fotoğraf çekmek için durmak zor oluyor, hızlı hızlı fotoğraflamaya çalışıyorsunuz.

Pena Sarayı İçi

Sintra’da Gezilecek Diğer Yerler

Sintra aslında 1-2 gece geçirmek için ideal. Haftasonu Ağva’ya kaçmak gibi, merkezi Pena Palace gibi kalabalık da değil. Ağaçlar içindeki yollarında oksijenli bir güne başlangıç da yapabilirsiniz. Biz merkezine de uğradık, daracık sokakları arasında mağazalar ve kafeler hoştu. Ayrıca biz gitmesek de görülecek başka turistik yerleri de varmış.

Quinta da Regaleira bunlardan biri. Meşhur “Ters Kule” veya “Başlatma Kuyusu” (Initiation Well) burada. Yer altı tünelleri ve gizemli bahçeleriyle burası, Pena’nın o şeker pembesi halinden çok daha mistik bir yer olduğunu söylüyorlar.

Mağrip Kalesi (Castelo dos Mouros) ise Pena’nın hemen komşusu. Surları ve manzarasıyla meşhur. Orta Çağ atmosferi sevenler listesine ekleyebilir.

Kasaba merkezinde Sintra Ulusal Sarayı, devasa iki bacasıyla hemen dikkatinizi çekecek olan yer.

Eğer kalabalıktan kaçıp daha egzotik bitkiler ve sakinlik arıyorsanız, Sintra’nın biraz daha uzağında kalan Monserrate Sarayı çok methediliyor.

Sintra’da Yeme-İçme

Pena turu bitince biz Pena’nın kendi restoranında yemek yemeye karar verdik, zira yorumları iyiydi ve biz de acıkmıştık. Balıktan ve hatırladığım kadarıyla muffin gibi bir tatlısından aldık. Balık çok tuzlu olduğundan sevemedik. Muffini ise beğendik.

Merkezinde de Netflix’te Somebody Feed Phil programında Phil Rosenthal’in ziyaret ettiği Pirriquita‘da meşhur tatlısından (Travesseiro) yiyoruz, yani çok da meşhur olacak bir tatlı mı tartışılır, bir nata etkisi bırakmadı.