Edinburgh Çevresinde Gezilecek Yerler: Highlands Turu

Bazı seyahatler vardır; üzerinden zaman geçse de zihninizde bir sis perdesinin ardındaki masal gibi kalır. İskoçya Highlands benim için tam olarak böyle. Yıllar önce Highlands gezimizi yazmayı erteleye erteleye yazmadığımı bile unutmuşum ama Edinburgh’a gidip yapmadan dönülmeyeceklerden. Bundan dolayı hatrımda kalanlar ve hikayelerimde olanlarddan yola çıktıklarımla yazacağım.

Pitlochry: Bir Victoria Dönemi Masalı

Turun en sevdiğim duraklarından biri kesinlikle Pitlochry’ydi. Taş binaları, özenli çiçekleri ve o huzurlu havasıyla tam bir Victoria dönemi kasabası. Ağustos ayında gittiğimizde o taş binaların arassından geçen sular ve çiçekleriyle tam Instagramlık fotoğraflar yakalamalıktı. Pitlochry’nin hemen yukarısındaki tarihi değirmeni çevresindeki oturulacak publar da vaktiniz varsa vakit geçirmelik.

Ayrıca buralara gelmişken Blair Athol Damıtımevi’nin o sarmaşıklarla kaplı taş duvarlarını da çekmeden dönmeyiniz.

Fort Augustus

Rotanın devamında, Loch Ness’in en güney ucunda yer alan Fort Augustus’a ulaştık. Burası Caledonian Kanalı’nın devasa kapaklarının olduğu o meşhur yer. Tekne turuna çıkmadan önce o kanal kapaklarının arasından geçen tekneleri izlemek çok keyifliydi. Burada da oldukça fazla fotoğraf çekildiğimizi hatırlıyorum hafızam beni yanıltımıyorsa.

Loch Ness’in Gizemi

Loch Ness

Ve tabii ki Loch Ness… Tekneyle o koyu renkli, derin sulara açılmak; bir yandan Nessie efsanesini dinleyip bir yandan Highlands dağlarının suya yansımasını izlemek büyüleyiciydi. Canavarı görmedik belki ama o atmosferin verdiği huzur yetti. Bir de o etrafı çevreleyen manzaralar gerçekten keyifliydi. Havanın güzel olduğu bir güne denk getirmek manzaraları rahatça izlemek için önemli. Bir de tekneler yanaşırken tam oralara ait şarkılar çalarak yanaşıyorlardı, hala öyle mi bilmiyorum ama çok keyifliydi.

Biz molamızı gölün hemen kıyısındaki Loch Ness Clansman Hotel’de verdik. Burası göle o kadar hakim bir noktada ki, pencereden dışarı baktığınızda Nessie’nin her an başını sudan çıkaracağını sanıyorsunuz. Urquhart Kalesi Clansman Hotel’e çok yakın ve gölün kenarındaki bu kale kalıntıları, fotoğraf galerinize o epik İskoçya havasını katacak türden.

Sizin Rotanız İçin “Bonus” Öneriler (Benim Hafızamda Puslu Ama Sizin Listenizde Net Olsun!)

Kendi gezimde her detayı net hatırlayamasam da, bu rotayı tam bir “Highlands Rehberi”ne dönüştürmek isteyenler için şu iki noktayı mutlaka notlarına eklemelerini öneririm:

The Hermitage (Ormanın Kalbi): Eğer doğa yürüyüşlerini seviyorsanız, Dunkeld yakınlarındaki bu büyülü ormana mutlaka uğrayın. Devasa Douglas göknarlarının arasından yürüyüp şelaleye ulaştığınızda, neden “Hermitage” dendiğini anlayacaksınız.

Forth Bridge (Kırmızı Dev): Edinburgh’dan çıkarken veya dönerken karşınıza çıkacak o meşhur kırmızı demiryolu köprüsü. Mühendislik harikası ve UNESCO Dünya Mirası listesinde. Tren geçerken bir fotoğraf yakalamak paha biçilemez!

Glencoe: Eğer vaktiniz varsa, o hüzünlü ve görkemli vadiden geçmeden dönmeyin. James Bond’un Skyfall filmindeki o ikonik yol burada.

Bu bölgeyi araba kiralayarak gezmek en keyiflisi olur sanıyorum. Araba sizin için seçenek değilse Edinburgh kalkışlı Getyourguide turlarına da bakabilirsiniz.

Edinburgh yazım ise burada yer alıyor.